Bu arada Hüseyin Eskişehir’e gideceğinden amcasına bahsetmişti. Öğretmen amcası eski ve kıymetli öğrencilerinden birinin güzel hikâyeler yazdığını söyler dururdu. Hüseyin Üniversitenin yarışmasından bahsedince amca da hemen eski öğrencisiyle bağlantı kurmuş, onun da bir dosya hazırlamasını istemişti.
Cuma akşamı iş çıkışı Hüseyinlere uğrayan amca haftalık şarap sohbetine öğrencisini ve yazdığı hikâyeyi konu etmiştir bu sefer. Madem Hüseyin kalkıp Eskişehir’e hem de Anadolu Üniversitesi’ne bir hikâye dosyası eslim etmeye gidiyordu, bir de bu dosyayı teslim etsin, çok makbule geçerdi. Hüseyin amcasına hiçbir zaman hayır demez, dünya görüşünde amcasını örnek alırdı.
Ertesi gün trene bindi çantasında iki hikâye dosyası ile. Biri sevdiği kadının hikâyesi, Hüseyin’in ısrarları olmasa hiç yazılmayacaktı belki, öbürü örnek bir insanın hikâyesi, amcasının cesaretlendirmesi olmasa hiç gün yüzüne çıkmayacaktı belki. Trende uyuklarken bunları düşünüyordu.
Hâlbuki hikâyeleri teslim edeceği zaman ona ancak bir dosya bırakabileceğini söyleyeceklerdi. Fırsat eşitliği ve etikle ilgili pek de dayanağı olmayan bir açıklama Hüseyin’i çaresiz bırakacaktı. Bir yazarın birden fazla rumuzla yarışmaya katılmasını engellemek için elden teslimlerde imza alınıyor ve bir imza ancak bir dosya teslim edebiliyordu. Posta yoluyla ulaştırılan dosyalar için nasıl bir tedbir alındığını sordu Hüseyin, geçerli bir cevap alamadı.
Sevdiği kadına bu duruma açıklaması kolaydı, amcasının emaneti olan dosyayı bıraktı ve aslında kaderini değiştirdi o gün Hüseyin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder