22 Mart 2010 Pazartesi

16-Kin

On iki saat sonra akla gelecek herkes hastahanedeydi, Leyla park yerinde bekliyordu. Teyzesinin kindarlığı Gökçen’in tüylerini diken diken ediyordu.
Leyla, cenazede de hep geride durdu. Canan’a başsağlığı diledi ama daha sonra hiç konuşmadı onunla. Aslı kadar olmasa da Ece’yle ilgilendi ama Canan’la konuşan hep Faruk oldu.
Nurullah Bey de kaldıramadı kızının bu kindarlığını. Kalp hastası adamcağıza, evlat acısı görmeden göçmek nasip olmadı. Leyla’nın, kardeşinin ölümünü nasıl da soğuk karşıladığını görüp biraz daha üzülmesi gerekti. Buna üzülürken, düşünmedi de değil; ya her acıyı içine atmaktan, sonunda Leyla da ağır bir hastalığa yakalanırsa! Böyle kuruntuları içinde büyüte büyüte, oğlundan dört ay sonra Nurullah Bey de vefat etti.
Gökçen içten içe, her iki ölümden de teyzesini sorumlu tuttu. Dayısının ölümüne tam bağlayamıyordu da, dedesinin ölümünde Teyze’sinin sevgisizliğinin etkili olduğundan emindi.

15 Mart 2010 Pazartesi

15-Beyaz Bir Kuştu O, Siyaha Uçtu

Ferhat masasının üstünde, rahatsız edecek kadar beyaz bir zarf buldu. Yavaşça, endişeyle açtı. Bir yıldır gelmiyordu bu beyaz zarflar. En son belge yok etme işini bile bile becerememişti. O günden sonra kendisini gözden çıkardıklarını düşünmüş, seneler sonra bir sürpriz gibi, özgürlüğüne kavuşmuştu.
Ferhat belgelere kıyamayınca, yukarısı o belgelerin peşindeki adama kıymıştı, gene bir işe yaramamıştı Ferhat’ın ihaneti. Ama seneler sonra nihayet kendine ihanet etmiyordu. Yine de, o belgelerin varlığını birinin kulağına kar suyu gibi kaçırsa, o adamın da hayatını tehlikeye sokuyor demektir. Kendi düşse peşlerine, canından olsa mühim değil de ya ailesine bir zarar gelirse! Ferhat bir yandan bir sırrı bilmenin tedirginliğinde, bir yandan artık boyun eğmek zorunda kalmamanın huzurunda.
Gökçen uyandırmıştı onu uykudan. “Büyüyüp maşa olacağıma, küçük kalır paşa olurum.” Böyle duvar yazıları yumurtlarken Gökçen, bilmiyordu dayısının küçük kalmış bir maşa olduğunu. Gökçen, dayısının okuyup öğrenerek, düşünerek, görerek, bilinçli bir şekilde solu seçtiğine canı gönülden inanıyor, onunla hep de ortak bir paydada buluşuyordu, nasıl oluyorsa. Zaten dayısına olan hayranlığından dolayı, anne babasında, teyze ve eniştesinde olan solculara karşı önyargı Gökçen’de hiç olmadı.
Ferhat ise artık bu kadar yükü taşıyamıyordu. Bir kızı vardı, gül gibi bir karısı. Yetmez miydi bu kadar devlet hizmeti. Hem, sorgulamaya başladıkça -sorgulamak için çok geç kaldığını görüyor önce- kendisinden istenenlerin her zaman devletin çıkarına olamayacağını, devletin de üstünde bir elden emir aldıklarını hissediyordu. O yüzden beceriksizliği, kovulmuş, gözden çıkarılmış olmayı göze aldı ve o son görevi yapamadı işte. Bir yıl sonra bu zarf neden geldi? Bir yemek davetiyesi. İki üç senede bir olurdu büyük yemekler. Demek ki onu hala gözden çıkarmamışlar, sadece son bir senedir verecek görev yokmuş. Hâlbuki nasıl da çalkalanmakta ülke. Bir iş var bu işin içinde. Kızağa mı aldılar, yakında geri mi alacaklar üç günlük özgürlüğünü?
Yemek bir ay sonraydı. Ferhat isteksizce gitti. Gece yarısından önce eve döndü, uyuyan Ece’yi yumuşacık öptü, Ece uyanmadı. Ece, sabaha karşı eve apar topar giren sağlık görevlilerinin sesine uyandı. Ne olduğunu anlamadan ağlamaya başladı. Annesinin de ağladığını duyuyordu, ama yanına koşan karşı komşuydu. Gürültü bitti, sokak kapısı kapandı, komşu teyze onu sımsıkı kucaklayıp tekrar uyutmaya çalıştı.

10 Mart 2010 Çarşamba

14-Köstebek

Ferhat rolünü çok iyi oynamıştı. Leyla onu bir gün defterden sildi ve bir daha hayatı boyunca Ferhat’la konuşmadı. Aslı o kadar sağlam duramadı kardeşinin karşısında. Hele ki ihtilâlden sonra çoluk çocuğa karışınca aile bağlarına daha bir duygusal yaklaşır oldu. Ne kardeş kavgası sürdürmek istedi, ne kızını dayısından mahrum etmek ne de sevgili küçük kardeşini yeğen sevgisinden mahrum etmek istedi. Şartlar elverdiğince, bazen Leyla’dan gizli de olsa, Ferhat’la görüşmeye devam etti Aslı.
Ferhat devrimcilerin dikkatini çekmek için “İçerden Yükselen İtirazlar” başlığı altında topladığı yazılarını fakslamıştı sol dergilerden mütevazı bir tanesine. Bir süre sonra da gidip tanışmıştı dergiyi çıkaran grupla. Evet, Ferhat’ın peşinde bir takım adamlar vardı ama kendini eve kapatamazdı ya; Ferhat cesurdu. Evet, onlar da ülkeye hizmet etmek istiyorlardı ama pek yanlış bir yol seçmişlerdi; Ferhat doğru yolu bulmuştu. Böyle böyle sempati kazandı, içlerinde yükseldi ve sol örgüt içindeki en önemli köstebek olduğuna inandı kendisi. Bir süre yurt dışında saklanması da gerekti.
Ortalık süt liman olunca geri geldi. Evlendi, çocuğu oldu. Gökçen ve Ece büyük bir aile olabilmenin tadını alacaklardı hafta sonları bir araya geldiklerinde. Hâlbuki memlekette durum hiçbir zaman çok sakin değildi.