Ertuğrul, Türkiye’den Amerika’ya son dönüşünden aylar sonra, Cuma akşamı ekibine memlekete kesin dönüşünü müjdeleyen bir mektup göndermişti. Kendisine özel bir mesaj yerine, herkesle beraber bu haberi öğrendiğine de bozulmuştu Gökçen. Vefakâr arkadaş grubu ise, Ertuğrul’a ısrarla geleceği tarihi soruyor, onu karşılamak için büyük bir şeyler hazırlamaya çalışıyordu. Gökçen de katılacaktı elbette bu karşılama komitesine. Herkesin önünde ona nasıl davranacağını şimdiden düşünmeye başlamıştı. Hikâye yazmaktan ne farkı vardı gelecekte bir an için bu kadar çok hayal kurmanın! Çeşit çeşit senaryo dönüyordu kafasına.
Ertuğrul kasım başında gelecekmiş. İstanbul’a inecekmiş, orada bir gece kalıp Ankara’ya gelecekmiş. Onu İstanbul’da karşılamalarını kesinlikle istemiyormuş, eski günlerdeki gibi, Ankara’da arkadaşlarına kavuşmayı tercih ediyormuş. Kasım’ın 5’i, sabah 11:00, Ert uçakla Ankara’ya gelecek.
14 Ekim 2010 Perşembe
7 Ekim 2010 Perşembe
36-Sevda Yüzünden Delirmek
Gökçen’in Hüseyin’i özlediği yoktu. Ert’e kızgındı o. Dalıp dalıp geçmişini değerlendiriyordu. Ne delilikti yaptığı, yeni bir erkek için sözlüsünü terk etmek! Sözlüsü müydü Hüseyin? Öyle sayılmaz mı? Kaç kere konuşmuşlardı evlilik üzerine. Hep uzak bir geleceğin planları, hatta sadece hayalleriydi ama düşünüyorlardı ya evlenmeyi, bir söz vardı işte aralarında. Allah Ertuğrul’dan razı olsun, yanlış bir evlilikten çevirmişti Gökçen’i. Bunu da düşünüyor, hakkını veriyordu Ertuğrul’un ama kimin için kurtarmıştı, bunu bilmiyordu. Ertuğrul için değil; hayatının erkeğinin Ertuğrul olamayacağına inandırıyordu kendini Gökçen. Hiç aramıyordu Ertuğrul onu!
Hüseyin’e göre kat kat dindar bir insan olduğu için Ertuğrul’la çok yakınlaşmamışlardı. Gene de elini tutup, her fırsatta sıkı sıkı sarılmıyor muydu ona. Kendisinden yararlanmak mı istiyordu yoksa? Gökçen’i sınamak için bile yapıyor olabilirdi bunu! Evli olmadığı bir erkeğe kendini ne kadar bırakacağını görmek için! Böyle günahına girer miydi?
İnancına yeterince saygısı olmayan bir erkeği bırakmış, yobazlığına onu kurban edecek bir erkeğe mi tutulmuştu? O acayip adamların arasında bu kadar cahilleşmiş olabilir miydi Ertuğrul?
Gökçen böyle bir adamla ömrünü geçirmeyi istiyor muydu? Her şeyden öte, kendini hiç arayıp sormayan, belki biraz cimri belki biraz çıkarcı bir adamla hayat arkadaşlığı yapmak ne kadar doğruydu?
Gökçen gene kendini çıldırma denizine sürüklüyor, sahilde bir gemi, Amerika’dan gelecek bir gemi bekliyordu. Gemi gelmeden atmayacaktı kendini denize. Gemi yanaşırken olabilir, gemi demir attıktan sonra olabilir… Gemideki o yırtıcı kuş görsün Gökçen’in onun yüzünden nasıl da delirdiğini ve hayata nasıl da bilenmiş olarak devam edeceğini. Sabırla bekliyor, Ertuğrul’a yazdığı mektuplarda hiç sitem etmiyor, içinden gelmediği sürece fazla sevgi sözcüğü de harcamıyordu. Sakinmiş gibi davranıyordu. Sabırlıymış gibi davranıyordu. Kötü planlar kurmaya çalışıyor, bekliyordu, gelsin artık şu gemi.
Hüseyin’e göre kat kat dindar bir insan olduğu için Ertuğrul’la çok yakınlaşmamışlardı. Gene de elini tutup, her fırsatta sıkı sıkı sarılmıyor muydu ona. Kendisinden yararlanmak mı istiyordu yoksa? Gökçen’i sınamak için bile yapıyor olabilirdi bunu! Evli olmadığı bir erkeğe kendini ne kadar bırakacağını görmek için! Böyle günahına girer miydi?
İnancına yeterince saygısı olmayan bir erkeği bırakmış, yobazlığına onu kurban edecek bir erkeğe mi tutulmuştu? O acayip adamların arasında bu kadar cahilleşmiş olabilir miydi Ertuğrul?
Gökçen böyle bir adamla ömrünü geçirmeyi istiyor muydu? Her şeyden öte, kendini hiç arayıp sormayan, belki biraz cimri belki biraz çıkarcı bir adamla hayat arkadaşlığı yapmak ne kadar doğruydu?
Gökçen gene kendini çıldırma denizine sürüklüyor, sahilde bir gemi, Amerika’dan gelecek bir gemi bekliyordu. Gemi gelmeden atmayacaktı kendini denize. Gemi yanaşırken olabilir, gemi demir attıktan sonra olabilir… Gemideki o yırtıcı kuş görsün Gökçen’in onun yüzünden nasıl da delirdiğini ve hayata nasıl da bilenmiş olarak devam edeceğini. Sabırla bekliyor, Ertuğrul’a yazdığı mektuplarda hiç sitem etmiyor, içinden gelmediği sürece fazla sevgi sözcüğü de harcamıyordu. Sakinmiş gibi davranıyordu. Sabırlıymış gibi davranıyordu. Kötü planlar kurmaya çalışıyor, bekliyordu, gelsin artık şu gemi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)