3 Şubat 2010 Çarşamba

9-Senin Bu Devlete Büyük Hizmetlerin Dokunacak

Ablasının da Faruk’la söz birliği etmesi, Ferhat’ı zorla toplantılara sokması ama hareketlerden uzak tutması Ferhat’ın özgüvenini sarsıyordu. Okulu kırmaya başlamıştı. İstediklerini yapmasına izin vermedikleri için ailesine yalan söyleme hakkı olduğunu düşünüyordu. Birkaç korsan afiş daha astılar arkadaşlarıyla, sonra bir gün Mehmet Ağabey toplantıya çağırdı hepsini. Toplantı dediği, çay simitti.
“Aramızda kalsın, çok beğeniyorum aslanlar sizin bu korsan işlerinizi.” Ferhat’a göz kırptı Mehmet, “Aman abla ağabey duymasın, benim de sizi böyle yönlendirmem yanlış aslında ama yalan söylemeyi beceremem ki, gururumu okşanıyor siz böyle komünistlerin sokaklarına bizim sloganları yazdıkça.”
Böyle böyle, gizliden onları desteklemeye, para ve malzeme yardımı yapmaya, bazen de onları arabayla getirip götürmeye başlamıştı Mehmet. Sonra bir gün o da Ferhat’ı bir köşeye çekti;
“Bak aslanım, sen artık daha entelektüel bir seviyeye geçsen.”
“Ne diyorsun ağabey sen de, Faruk Ağabey gibi?”
“Faruk haklı aslında. Sen çok kıymetli, bir ailenin evladısın. Ortam gitgide kötülüyor. Babanın hayal ettiği gibi tıp fakültesine girsen?”
“Yok ağabey, tıpla ne işim olur benim. Büyük ablam tarihçi, küçük ablam edebiyat öğretmeni olacak. Ben de en fazla gazetecilik okurum okuyacaksam, ben niye fenci oluyormuşum!”
“Öyle olsun aslanım, gazetecilik olsun. Çok yakışır sana da. Ama bak, bol bol kitap okuyacaksın. Solcuların yayınlarını da takip edeceksin. Mesleğinin en iyisi olacaksın, babanın yüzünü güldüreceksin.”
“Tamam ağabey, sen de pek duygusal konuştun. Elimden geleni ardıma koymam, sen de okuyarak daha çok hizmetim olacağını söylüyorsan, hepinize birden karşı çıkamam ki. Ama ben de sen ve Faruk Ağabey gibi, kendimi korumak için bir yaren taşıyayım yanımda, değil mi?” diye eliyle ceketin altındaki silahın yerini belli etti.
“Bir gün o yaren dediğine hiç gerek kalmayacak, sen hiç merak etme. Bu arada, senin bu devlete büyük hizmetlerin dokunacak, hep bunu düşün, kendine çok dikkat et o yüzden. Bak, okulda da çok sivri şeyler söyleyip fazla dikkat çekme bundan sonra.”
“Nasıl olur ağabey?”
“Oğlum, üniversitede solcular seni bellemesin, okula sokmazlar sonra.”
“Anladım ağabey. Sen bana tiyatro oku, desen de olurmuş ama… neyse.”
Güldüler. Mehmet bir el ense çekti Ferhat’a.
Ferhat çok sevdiği ablalarından da Faruk’tan da çok itimat ediyordu Mehmet’e. Mehmet, Ferhat’ın gururunu okşayıp ona her istediğini yaptırabileceğini çoktan keşfetmişti. Ferhat’ın asıl görevi 12 Eylül’den hemen önce başlayacaktı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder