Ertuğrul’un dönüşüne beş gün kalmıştı. Gökçen’in beş saatlik ders arası bitmiş, Ertuğrul onu iki saat bekleyecekti. Bu arada Gökçen’in bilgisayarı ile internete bağlanıp oyalanacaktı.
Masaüstünde Gökçen’in hikâye klasörünü fark etti. Gökçen internette yayınlamadığı hikâyelerinden de okutmuştu Ertuğrul’a, o yüzden klasörü açmaktan çekinmedi Ertuğrul. Daha önce okumadığı hikâyelere göz gezdirirken, “Bilinen Hayatlardan Bilinmeyen Hikâyeler” başlığı dikkatini çekti. Uzun bir hikâyeydi bu, biraz kesik kesik ilerleyen, uzun satır boşluklarının tamamlanmamışlığını ele verdiği bir hayat hikâyesi.
Anna Karenina tarzı bir dışlanmayı göze alarak, yeni tanıştığı ve altı ay sonra Avustralya’ya gideceğini bildiği bir adam uğruna evliliğini bitiren bir kadının hayatı! Adam bir devlet görevlisi, bir ajan! Evlenmesi, bir yerlerde yerleşik hayata geçmesi yasak! Göreve başlamadan önce evlenmiş, bir kızı olmuş ama doğum sırasında karısı ölmüş. Bir ajan olarak pek çok insanın canını yaktığı için de kızını nüfusundan çıkarmış, onunla gizlice görüşüyor bu adam. Küçük yaşta sahte bir kimliği benimseyen ve hayatta tek kıymetlisi ile gizli gizli görüşen kızını da bir ajan olarak yetiştirmenin uygun olacağını düşünüyor adam.
Boş satırlar, kız ile ilgili notlar, hikâyenin bu kız üzerinden gelişen önemli bir kolu olacağının ipucunu veriyor ama henüz pek bir şey yazılmamış. Fakat adamın ve kızının fiziksel özellikleri gayet ayrıntılı anlatılmış. Adamın kıvırcık ve ‘söz dinlemez’ saçlarına inat, kızı annesinin su gibi akan saçlarını almış, babasının kara rengine boyamış annesinin kumralını. Gökçen, bu kızın saç kesimini bile tarif etmiş, okuyunca Ertuğrul’un gözünde Ece canlandı.
Adam Avustralya’ya gitmeden önce, kadını kızı ile tanıştırıp, sadece çalışmalarını çok beğendiği bir genç olduğunu söylüyor. Kadın, adamla tek bağlantısının, adamın biraz mesafeli durduğu bu kız olduğu ironisi ile, kızla bağını koparmayıp, adamın ummadığı kadar sağlam bir dostluk oluşturuyor. Bu arada kızın mesleği nedir, o beğenilen çalışmalar ne üzerinedir, henüz buna karar verilmemiş.
Ayrı yarımkürelerde hayatlarını sürdürürken, kızı babasının aşkı ile ilgili her ayrıntıyı babasına bildiriyor. Adam böylece gün geçtikçe daha çok bağlanıyor uzak kaldığı kadına. Sonra Gökçen bir not düşmüş: “Adam geri gelecek ama ne zaman, nasıl?”
Ertuğrul’un gözü ekranın köşesindeki saate kayar; altı olmuş. Hızla sayfalarda ilerler ama görür ki daha önce de boş bırakılan satırlar birikip boş sayfalar oluşturmuş. Gökçen daha karakterlerine isim bulamadığı gibi adamın nasıl geri döneceğine de karar verememiş, bunu bulmadan da yazmaya niyeti yokmuş gibi. Klasörü açarken aklının ucundan geçmeyen bir yakalanma korkusu ile dosyayı kapatıyor Ertuğrul ve kantin kapısından Gökçen giriyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder