Habere tıkladı, söz konusu manken lise arkadaşının, bu olaylar gazetelere manşet olurken, birlikte anıldığı mankendi ve “sır ölüm” arkadaşının ölümüydü… Sır değildi aslında, intihar etmişti! Ertuğrul’un tadı kalmamıştı. Gökçen’in yazısından alacağı zevki zehirlemek istemedi, kapattı bilgisayarı, arabayı bırakıp yürümeye karar verdi. Hava bahar mevsimi için soğuk sayılırdı ve odası iyi ısındığından Ertuğrul yazlık giyinmeye başlamıştı. Yürüyünce terleyecekti ne de olsa, ceketini hiç giymese daha iyi. Yürürken düşünürdü. Arkadaşının ailesi ne haldedir acaba? Kim bilir belki onlar da haberi gazeteden okumuşlardır. Ne de olsa ailelerden koparmak en bilinen özelliği değil mi bu Hoca’nın! Arkadaşı saftı saf olmasına ama madem dinin birleştirdiği bir cemaatti bu, intiharın günah olduğu hiç gelmemiş midir mi aklına? Hem, hayattan bu kadar umut kesecek ne olabilirdi ki? Ertuğrul, Gökçen’in anlattığı hikâyeyi düşündü. Sevgisizlik, bu insanlar ailesiz ve sevgisiz bırakılıyorlardı.
Mankenle maceraları sızmıştı gazetelere. Kız, tarikatı kastederek “son anda kurtuldum” diye röportaj vermişti. Ertuğrul’un sıra arkadaşıyla arasında imam nikâhı kıyıldığını, cemaatin abuk sabuk isteklerini yerine getirmeyince dışlandığını, Hoca’nın felsefe diye anlattığı şeylerin hümanizme sığmayacağını toplantıda dile getirince de tamamen gözden çıkarıldığını ve imam nikâhlı kocasının, rızası olmadan kendisini boşadığını anlatmıştı. Ertuğrul, kızın uzun süre korumalarla gezdiğini hatırlıyordu çünkü yeni aldığı arabasının bir hafta sonra fren hidroliği boşalmıştı ve kız, kuzenine direksiyon çalıştırdığı için trafiğe kapalı bir alanda olmaları sayesinde kurtulmuştu.
Arkadaşının imam nikâhı ile evlenmesini aklı kesiyordu da, Hoca’nın insanlık dışı nasihatlerine itiraz eden bir kadını tek taraflı boşaması içini acıtmıştı Ertuğrul’un. Acımasız olmakla çıkmıştı demek ki bu yola. Ailesinden uzaklaştırılmış, sevgi diye bir şey bırakmamıştı hayatında. Sonunda kendisini de sevemeyip intihar etti belki ya da bu kadar kötü bir insan olamayıp, Hoca’sının gözüne girememe korkusu ile kıydı canına. Sevmeyi yasaklayan bir tarikat, Hoca’ya kayıtsız şartsız inanacak kadar onu saymayı nasıl öğütleyebiliyordu acaba? Sevgisiz saygı olur muydu ki? Sevgisiz saygıya güvenilir miydi ki?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder